Bir kitaptım okunmak istedim

Hollanda’da #livinglibrary projesinin bir katılımcısı olarak sıra dışı bir deneyim yaşadım. Kütüphanedeki projede ben de bir kitap oldum ve yaprak yaprak okundum.

KEZBAN KARAGÖZ 02 Ekim 2022 YAŞAM

Fotoğraflar: Martijn Bergsma, #livinglibrary

Geçtiğimiz günlerde bir kütüphane projesi için davet aldım. Hollanda’da dil eğitimine çok taze başlamış biri olarak biraz cesur davranıp kabul ettim. Sonra nasıl konuşacağımı düşündüm kara kara. Neyse ki biraz Dutch biraz İngilizce ve esas gönül diliyle kelimeler bir bir yerine oturdu. Kütüphanedeki projede ben de bir kitap oldum ve yaprak yaprak okundum.

Hollanda’da #livinglibrary projesinin bir katılımcısı olarak sıra dışı bir deneyim yaşadım. Proje temelde, kütüphanelerin yaşayan mekanlar olmasını şehirdeki çeşitliliğe dayanan sosyal hayatın merkezinin kütüphane olmasını amaçlıyor. Projenin başlığı ‘human library’ yani insan kütüphanesi. Projede her şey klasik kütüphane sistemiyle tasarlanmış. İlk olarak ziyaretçi geliyor ve kayıt yaptırıyor. Ardından bilgisayar ekranından kendine bir kitap seçiyor. Bu kitap gerçek bir kitap değil bir insan oluyor. Son ve 3. adım ise ziyaretçilerin seçtikleri kitabı okuması. Okurlar, 20 dakika boyunca bir masada karşılıklı oturarak kitap olarak seçtiği kişiye sorular soruyor ve sohbet ediyor. Kitap olarak seçilen bireyler ise ince elenip sık dokunarak seçilmiş. Toplumdaki her kesimden insana yer verilmişti, çeşitlilik esas alınarak. Vegan bir aktivist, engelli birey, otistik birey, pastor birey, eskiden suç işlemiş birey, trans birey, göçmen birey gibi.

Benim katıldığım etkinlik Bibloetheek Rivierenland tarafından organize edilmişti projenin koordinatörü ise Martijn Bergsma. Etkinlikteki kitaplardan biri de bendim. Culemborg Belediyesi’nin Elkwelzijn ekibi bana projede hep destek verdi. 3 adet görüşme yaptım. Kısaca hikayemi anlattım. Neden göçmen oldum? İstanbul’dan neden geldim? Neden tek başına geldim? 1.5 yıl boyunca ailemden uzakta tek başına yaşayacak neler oldu? Yalnız bir kadın göçmen olarak yolda ayağıma dolanan sorunlar yaşanan badireler neler? Yıllarca emek emek, hem okuyup hem çalışıp hep toplum için çabaladıktan sonra nasıl bir anda bir cadı avının öznesine dönüştüm? Ben aynı insan olmama rağmen hikâye ister istemez karşıdaki insanın sorularıyla başka başka şekilde aktı. Okurun kişilik özellikleri, merakları, farkındalıkları bir kitap olarak beni başka şekilde okumalarına sebep oldu. 20 dk süren sohbet bittiğinde ise okurlar, okudukları kitabı nasıl bulduklarına dair görüşlerini yazdılar.

Okur yorumlarını daha sonra okuma imkânım oldu. Benim artık suya anlatırcasına aktardığım şeylerin birilerinde iz bırakması anlatıcı olarak bana da çok iyi geldi. Türkiye’de neler olduğunu ve hala olmakta olduğunu insanlara birebir aktarmak bana da ilaç oldu. Bir kitap olarak kendi öykümü anlattım belki ama aslında yüz binlerce insan bu yolları yürüdü yürüyor. Aileler parça parça oluyor. Her gün için mücadele vermek zorunda kalıyor insanlar. Veli toplantısında da demiştim. Gazeteciydim, bir üniversitede doçent olmak üzereydim ve şu an 4. Yaşındaki en küçük oğlumla eşit bir noktadayım. 10 yıl boyunca çekilen dizileri bile izlememişim. Sabahım iş akşamım okumak olmuş. Yıllarım böyle geçmiş. Ve sonunda bir göçmen olarak hayatınız bir kağıtlar evrenine dönüyor.

Sabırla bekleme, göçmenlikte profesyonel bir özellik gibi. Biraz bundan bahsettim. 2.5 yaşında ayrılmak zorunda olduğum en küçük oğluma 4 yaşında kavuştum. Sistemde bir göçmenin evraklar evreninde nasıl tuzla buz olduğunu anlattım. Bunca hengâme içinde insan üstü bir çaba ile hayata tutunma gayretimizi de…

Hollanda’ya gelmeden evvel Türkiye’de yaşadığım toplumla neredeyse bağlarım tamamen kopmuştu. Proje sıfırdan bir toplumsal varlık olmanın mümkün olduğuna dair ümit oldu bana. Dünya geniş ve dünyada hassas kalpler için de yer var çünkü iyi insanlar iyiliği çoğaltmak derdinde olan başkaları da var.

Dil öğrenme sürecinde de benim için motivasyon sebebi oldu. Ayrıca yeni dostlar kazandım. Son buluşmayı çok genç bir çift ile yaptım. Aslında şehre ailelerini ziyarete gelmişler projeyi görünce katılmışlar. Benim telefonumu ailelerine vermişler. Bu hafta anne ve babaları ile evlerinde çay içtik.

Zor yollardan geçen herkes için bu yazıyı kale aldım. Özgür nefes aldığımız bir ortamdayız. Bunun için yani birileri için sıradan olan şeyler için hayatlarımızı ortaya koyduk. Bir ev bir araba çok başarılı bir iş çok popüler bir isim olmak değil, sadece aynı masada ailece bir kez daha yemek yiyebilmek lüks oldu. Bazılarımız o imkânı hala bekliyor, bazılarımız sevdiklerini kaybetti ki ben de babamı kaybettim Atina’da. Artık istesek de bir araya gelmeyecek parçalara bölündük bazılarımız. Ama hikayemiz bizi var edecek. Ben bir kitap oldum okundum. Ama aslında biz bir kitap olduk okunduk, okunuyoruz. Okundukça var oluyoruz, yeniden kök salıyoruz.

Ve şimdi yeni şeyler söylemek zamanı…

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram