İranlı gazeteci Kronos’a yazdı: Gösteriler bastırılırsa İran, Kuzey Kore olur

İran'da 1991'de Meşhed ve Kazvin'deki olaylarda, 1999’da üniversitelilerin ayaklanmasında, 2009 Yeşil Hareket'te ve 2019 protestolarında muhalefetin sadece bir kısmı vardı ve hükümet hepsini bastırmayı başardı. Ancak bu yılki gösteriler önceki olaylardan çok farklı.

HAMED MOHSEN 26 Ekim 2022 GÖRÜŞ

İran'da Mahsa Amini'nin öldürülmesi sonucu başlayan gösteriler devam ediyor. (FOTOĞRAF: AFP)

Mehsa Amini’nin öldürülmesinden sonra İran’da başlayan gösteriler bir değişime yol açmazsa İran’ın geleceği ne olacak? Bu soruya cevap verebilmek için İran’daki sistemi ve özellikle dini lider Hamaney’in düşünce tarzını bilmek gerekir. Hamaney liderliği boyunca birkaç kesin ve net özellik sergiledi.

Bir: Olayların, eylemlerin ve icrai emirlerin sorumluluğunu kabul etmemek

İki: Yanıtsız bırakma

Üç: Kamuoyuna bilgi yayınlamaya karşı ciddi şekilde muhalefet

1979 devriminden sonra İran basınının baharı diyebileceğimiz dönemin Muhammed Hatemi’nin cumhurbaşkanlığının ilk dönemi olduğu rahatlıkla söylenilebilir. Jamee gazetesi yayınlandığında, İran toplumu kayıp olan bilgiye ulaşmanın yolunu buldu. Ancak gazetenin ömrü kısa oldu ve gazete Devrim Muhafızları’nın şikâyeti üzerine kapatıldı. Jamee gazetesini çıkaran ekip daha sonra Tus, Nişat ve Asre Azadegan gazeteleriyle çalışmalarını 2000 mayısına kadar sürdürdü.  Ve Hamaney’in reformcu basını toptan düşman ilan etmesi nedeniyle Said Mortazavi muhalif basına toplu halde el koyma emri verdi.

Devrim Muhafızları’nın Jamee gazetesine yönelik şikayetinde o yıllardan sonra İran’da muhaliflerin tüm davalarında kullanılan bir cümle vardı: “Kamu aklını karıştırma”. İslam Cumhuriyeti’nin ve bizzat Ali Hamaney’in bakış açısına göre bu cümle, ‘bizim sözlerimiz ve görüşlerimiz dışında bir şeye inanan ya da düşünen herkes kamuoyunda kaygıya yol açar’ anlamına gelmektedir.

Hatemi’nin cumhurbaşkanlığı döneminden sonra İslam Cumhuriyeti’nde iktidarı tek elde toplamaya çalışan Hamaney, böylelikle kültürel teorilerinin gerçekleşeceğine ve istikrarın sağlanacağına inandı. Hatemi’den sonra sistemi tek elde toplama hedefi başarısız oldu. Cumhurbaşkanı Ahmedinejad, Rahim Meşai’yi cumhurbaşkanı birinci yardımcılığına getirdi. Ali Hamaney’nin gayri resmi sözcüsü Keyhan gazetesi tarafından bu kararı nedeniyle Ahmedinejad’ı sapkın olarak niteledi.

Bu yıllarda başka bir gelişme yaşandı. BBC 14 Ocak 2009’da Farsça TV kanalı yayına başladı ve 2009’daki tartışmalı seçimlerden sonra bu kanal en çok izlenen Farsça kanal oldu. Bu dönem uydu kanallarının en çok engellenmek istendiği dönemdi. İslam Cumhuriyeti, şaşırtıcı bir şekilde Farsça BBC’sinin ‘kamu aklını karıştırmaması’ için doğrudan uyduya parazit gönderdi.

Hasan Ruhani döneminde İletişim ve Bilgi Teknolojileri Bakanlığı’nın attığı ciddi adımlarla internetin hızı ve yaygınlığı arttı ve çok daha fazla kullanılmaya başlandı. Telegram uygulaması yeni bir bilgi ve haber dağıtım merkezi haline geldi. Hamaney konuşmalarında yine sık sık sanal ortamın tehlikelerine değindi. Ona göre sanal ortam/sosyal medya ‘düşmanın İranlıları yok etmeye ve yanıltmaya çalıştığı bir mecraydı’ ve sanal ortamı kontrol ederek bu güç düşmanın elinden alınmalıydı. Bu açıklama Mayıs 2018’de Telegramın tamamen filtrelenmesine yol açtı.

2021’de Hamaney, Anayasayı Koruma Konseyi’nin çok sayıda cumhurbaşkanı adayının yeterliliklerini reddetmesi sonucu İran’ın yönetim sistemini birleştirmeyi, tek elde toplamyı başardı. Hem yasama hem de yürütme yetkileri Hamaney yanlısı muhafazakârlar eline geçti. Bu dönemde interneti koruma planı, sansürcülerin ana hedefi haline geldi. Bu plan parlamentoda bölünmeye neden oldu. İran’daki birçok kişi, bu uygulamanın aslında İran’da internet sansürüne yol açacağına inanıyorlardı.

Şimdi bu bilgilerden sonra yazının başındaki soruya geri dönelim. İslam Cumhuriyeti 1979’deki başlangıcından bu yana en ciddi muhalefetle karşı karşıya. 1991’de Meşhed ve Kazvin’deki olaylar, Haziran 1999’da üniversitelilerin ayaklanması, 2009 Yeşil Hareketi ve Ekim 2019 protestolarında muhalefetin sadece bir kısmı vardı ve hükümet sert ve ciddi bir yaklaşımla hepsini bastırmayı başardı.  Ancak bu yılki olayların hikayesi önceki olayların hepsinden farklı.

Bu olayların başlangıcı Mehsa Amini’nin ölüm haberiydi. Sosyal medyada bilgiler yayılınca İslam Cumhuriyeti internet ilk iş olarak sansürünü artırdı. Hamaney, Mehsa Amini’nin ölümünden sonra yaptığı konuşmada eski teorisini tekrarladı ve şöyle dedi: “Cesurca söylüyorum ki bu karışıklıklar ve güvensizlikler Amerika ve gaspçı ve sahte Siyonist rejim tarafında tasarlanmıştır. Onlardan maaş alanlar ve yurt dışında olan bazı hain İranlılar da yardım etmektedir.”

Hamaney, bu protestoların haklı olmadığına ve şiddetli bir şekilde bastırılması gerektiğine inanıyor: Bu yüzden ordu ve polis kuvvetleri göstericileri mümkün olan en şiddetli şekilde bastırıyor ve öldürüyor.  Şimdi İslam Cumhuriyeti protestoları bastırmayı başarırsa Hamaney’in teorileri gereği sansürün şiddeti daha da artacak. Şimdiden İslam Cumhuriyeti liderleri arasında ulusal internet fısıltıları arttı.

Hamaney’in iç düşüncesi hakkında kimsenin bilgisi yok ama protestoları bastırmayı başarırsa ilk fırsatta İran toplumunu daha fazla kapatmaya başlayacağını rahatlıkla söyleyebiliriz. Bu da tam olarak Kuzey Kore’nin izlediği yoldur. Bu devrim ve özgürlük arayışı bastırılırsa İran, Kuzey Kore olur.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram