“Zen-Zendegi-Azadi” sesleri BM’ye ulaştı: İran için özel raportör atanacak

BM İnsan Hakları Konseyi, 24 Kasım 2022’de uzun süredir sırasını bekleyen İran gündemini ele alacak. İran için Özel Raportör ataması ve yaşanan hak ihlallerinin raporlanması için bağımsız bir araştırma komisyonunun kurulması bekleniyor.

CEMRE ÜLKER 16 Kasım 2022 GÖRÜŞ

Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyi Cenevre’deki mutat toplantıları dışında acil müdahale ve politika önerileri sunulması gereken insan hakları krizleri için farklı zamanlarda bir araya gelir.

Dünyanın dört bir tarafında yükselişte olan otoriter rejimler, basın özgürlüğüne yönelik tehditler, internet erişiminin kısıtlanması, pozitif barış indeksinin son 14 yıldır yaşadığı düşüş, cinsiyete dayalı insani suçların devlet eliyle hızla artıyor olması hepimizin farkında olduğu hususlar.

Bu konjonktürde BM İnsan Hakları Konseyi üye ülkelerinin rutin görüşmeleri dışında özel bir oturumda bir araya getirilmesi ancak sivil toplum örgütlerinin uluslararası kamuoyunu ilmek ilmek dokuması, insan hakları aktivistlerinin hayatlarını riske atması ve hak mücadelesine gönül vermiş insanların sosyal medya platformlarını usanmadan aktif kullanması sonucu oluyor.

İşte bu nedenle yazımın başlığı “Zen-Zendegi-Azadi” sesleri BM İnsan Hakları Konseyine ulaştı.

Ağustos 2021’de Afganistan yönetimini ele geçiren Taliban rejimini, Mayıs 2022’de ise Rusya’nın Ukrayna işgalini masaya yatıran BM İnsan Hakları Konseyi, 24 Kasım 2022’de uzun zamandır sırasını beklenen İran gündemini ele alacak. Toplantı ajandasıyla ilgili detaylara geçmeden önce 16 Eylül 2022’de polis şiddeti sonucu ölen Mahsa Amini’den sonra neler olduğuna dair bir özet yapalım.

Dünya çapında 150’den fazla şehirde yüz binlerin katıldığı protestolar organize edildi. Kadınların önderlik ettiği bu devrime ilişkin açıkçası global kamuoyunda ciddi bir inançsızlık vardı. Hayatın her alanında özgürlük talep eden kadınların İran rejiminin şiddetine ancak birkaç hafta dayanabileceği iddia ediliyordu. Peki ne oldu? TikTok jenerasyonunun usanmadan her gece sokaklara dökülen, elindeki en etkin silahı, sosyal medyayı çok nitelikli bir şekilde kullanmayı başaran İran gençlerinin, üniversite öğrencilerinin ve rejim polislerinin gözünün içine baka baka sokaklarda saçları açık şarkılar söyleyen, dans eden kadınların sesi çığ gibi büyüdü. İranlı Kürt kızı Jina Mahsa 2022 İran Devrimi’nin simgesi oldu.

Geceleri sokaklara dökülen her yaştan İranlılara, Instagram, Twitter, TikTok’da videoları milyonlarca izlenen aktivistlere karşı İran rejimi de günden güne şiddetini arttırdı. 2 ay içerisinde 300’den fazla insan katledildi, 5 binden fazla aktivist protestolar sırasında yaralandı, siyasi tutuklu sayısı 15 bine çıktı. Özgürlük talebinden vazgeçmeyen cesur İranlılara rejimin ilk yanıtı nedeni hala netliğe kavuşmayan, 40 yıldan fazla süredir İran rejiminin otoriterlik simgesi, siyasi mahkumların, gazetecilerin, sanatkarların tutuklandığı Evrin hapishanesinde çıkan şaibeli yangın oldu. Protestocular geri adım atmadı; “Diktatöre Ölüm, Hamaney’e Ölüm” çığlıkları sokakları inletmeye devam etti.

Daha sonrasında Uluslararası Spor Tırmanış Şampiyonasında Elnaz Rekabi Seoul’de gerçekleşen dünya turnuvasında başı açık yarışan ilk İranlı kadın sporcu olarak tarihe geçti. Yüzlerce insanın çiçeklerle Tehran havaalanında “kahraman” tezahüratlarıyla karşılamasına rağmen, Elnaz Rekabi başörtüsüz yarıştığı için kameralar karşısında vücut dilinden de anlaşılacağı üzere zoraki verdiği demeçte yaptığı davranışın istemsizce olduğunu ifade etti, özür dilemeye zorlandı. Rekabi’nin bu cesur hareketinden sonra Bosna’da gerçekleşen Dünya Voleybol Şampiyonasında İran Ulusal Erkek Takımı resmi marşlarını söylemeyi reddetti. Birkaç gün sonra Vietnam’da yapılan Asya Polo Şampiyonalarında yine İran’ı temsil eden sporcular protestolara destek olmak üzere diğer atletlerle dayanışma içerisinde kalarak marşlarını söylemedi.

30 Ekim’de aralarında eski Amerika Dışişleri Bakanı Hilary Clinton, eski First Lady Michelle Obama, Nobel Barışı Ödülü sahibi Malala Yousafzai, Amerikan medya devi Oprah Winfrey gibi 14’ten fazla ülkeden dünyaca ünlü kadın lider İran’ın Birleşmiş Milletler Kadının Statüsü Komisyonu üyeliğinden men edilmesine yönelik ortaklaşa hazırlanan bir mektup imzaladı. Uluslararası arenada İranlı aktrislerin ve sporcuların yaptıkları cesur başkaldırı devam ederken, Af Örgütü’nün İran’da işlenen insanlık suçlarının BM İnsan Hakları Konseyi’ne taşınmasını ve uluslararası bağımsız bir yargı heyeti kurulmasını talep ettikleri imza kampanyası 1 milyonu geçti.

Birleşmiş Milletler ’in resmi olarak İran protestoları esnasında yaşanan ihlallere yönelik ilk toplantısı 2 Kasım’da Amerika ve Arnavutluk BM Daimî Temsilcilikleri sponsorluğunda New York’taki BM Genel Merkezinde gerçekleşti. Konuşulan en önemli aksiyon planlarından birisi ise İran rejiminin BM Kadın Hakları Statüsü Komisyonundan men edilmesiydi.

Son bir aydır protestoların sosyal medyadaki en tanınmış simalarından olan Hollywood aktristi Nazanin Boniadi ve İran rejiminin 2 kez Amerika’dan zoraki kayıp ve kaçırma teşebbüsünde bulunduğu gazeteci Masih Alinejad birçok uluslararası platformda kadınların liderlik ettiği bu devrimin diğerlerinden neden farklı olduğuna dair kamuoyu oluşturmaya tam gaz devam etti, dünya liderleriyle görüştüler. Boniadi’nin ABD Başkan Yardımcısı Kamala Haris ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken ile toplantısı çok ses getirirken, Masih Alinejad’ın Fransa’nın Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ile verdiği pozlar İran mollalarını hayli kızdırdı.

Ülke içindeki protestoların aşırı polis ve otoriter rejim gücü ile dindirileceğine inanan İran rejimi stratejisini son günlerde gözle görülür bir şekilde değiştirip, edindikleri uluslararası destek gün be gün artan devrimcilere karşıt politikalarını daha da sertleştirdi. 15.000’den fazla siyasi tutukluya verilecek muhtemel idam cezası için emsal olması adına 8 mahkûm için 29 Ekim’de idam kararı verildi. 2 gün sonra Tahran savcısı 1.000’den fazla siyasi tutuklu için de önümüzdeki günlerde İslami Devrim Mahkemesi’nde idam cezasının görüşüleceğini duyurdu. Asıl darbe ve BM’yi tam anlamıyla harekete geçiren dönüm noktası 6 Kasım’da 227 parlamento üyesinin yargıya müdahalesiyle protestolarda tutuklanan tüm siyasi mahkumlar için aynı idam cezasının getirilmesi gerektiği konusunda baskı yapması oldu.

Kuvvetler ayırımına doğrudan müdahale aslında tüm diktatör rejimlerinin ortak kaçış noktası: Siyasi baskı ile hukuk üstünlüğünün ortadan kaldırılması, yargının kontrol edilmesi. Bu çağrı sonrasında Birleşmiş Milletler’in farklı tematik konularda çalışan özel raportörleri bir araya gelerek, İran’ı sert bir dille uyaran ortak bir bildirge yayınladı ve BM İnsan Hakları Konseyini acil bir oturumda bir araya gelmesi adına talepte bulundu.

24 Kasım’da gözler Almanya ve İzlanda öncülüğünde gerçekleşecek olan BM İnsan Hakları Konseyi’nde olacak. Toplantı ajandasında kritik maddeler var:

– İran Protestolarında mağdur edilen aktivistler, hayatını kaybeden vatandaşlar ve siyasi tutuklular için gerekli insan hakları anlaşma gruplarının acilen devreye sokulması,

– Çocuk hakları ihlallerinin, kadın protestoculara karşı işlenen cinsiyet bazlı, cinsel suçların raporlaştırılması,

– Barışçıl protestolarda yer alan sivil toplum önderleri ve hak savunucularının tutuklu bulundukları “psikolojik merkezler” ile ilgili araştırma başlatılması,

– İnternet kısıtlamalarının, sosyal medya platformlarına erişim problemlerinin gündeme getirilmesi,

– Uluslararası insan hakları çerçevesinde devlet eliyle işlenen suçların bir an önce sonlandırılması için çağrıda bulunulması, vatandaşların adil ve bağımsız yargıya ulaşımının sağlanması için İran İslam Cumhuriyeti’nin BM ofisleri ile iş birliğine davet eden resmi çağrıların seslendirilmesi,

– Ve en önemlisi, BM İnsan Hakları Konseyi Başkanı’nın İran için Özel Raportör ataması ve yaşanan hak ihlallerinin raporlanması için bağımsız bir araştırma komisyonunun kurulması.

Yukarıdaki maddelerde eksik kalan tek husus İran’ın BM Kadın Hakları Komisyonu (CSW) üyeliğinin acilen sonlandırılması. Bu konu aslında Ekonomik ve Sosyal Konseyi’nin çalışma alanları arasındaki bir başlık. Bir sonraki CSW 67. Oturumu New York’ta 5-17 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleşecek. Umuyorum ki önümüzdeki birkaç ay içerisinde nasıl savaş suçlarından ötürü Rusya İnsan Hakları Konseyinden çıkartıldı, İran’da en başından bile hak etmediği bir yer işgal ettiği CSW komisyonundan menedilecek.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram