Kuzey Akım’ı kim, neden patlattı? Putin kurduğu tuzağa mı düştü?

Kuzey Akım boru hattındaki patlama Rusya'nın işi olamaz. Nükleer füze fırlatma tehditleri savuran Putin’e esaslı bir ders vermek için böyle bir eyleme imza atılmış olabilir mi? Öyleyse, bir istihbaratçı olan Putin kendi kurduğu oyunda tuzağa düşmüş veya yenilmiş demektir.

ÖMER MURAT 02 Ekim 2022 HABER ANALİZ

ABD dış istihbarat servisi CIA, bu yaz Alman muhatabına Rusya’dan Almanya’ya doğal gaz taşıyan Kuzey Akım hatlarına yönelik muhtemel bir saldırı senaryosuna ilişkin uyarıda bulundu. CIA, Rusların Ukrayna’nın böyle bir saldırı üzerinde çalıştığına dair konuşmalarını tespit etmişti. Buna göre Ukraynalılar saldırıyı gerçekleştirirken kullanmak üzere İsveç’te bir tekne kiralamaya çalışıyordu. CIA senaryoyu ciddiye almamakla birlikte her halükarda gelişmeden Almanları bilgilendirmeyi yararlı görmüştü.

Geçen hafta Pazartesi (26 Eylül) sabaha doğru saat 02:03’de ve aynı gün 17 saat sonra 19:04’de Kuzey Akım 1-2 hatlarını kullanılamaz hale getirerek ağır hasar veren patlamalar yaşandı. İlki Kuzey Akım 2, ikincisi Kuzey Akım 1 hattında tespit edilen patlamalar Baltık Denizi’nde İsveç ve Polonya karasuları arasında yer alan, ama Danimarka’ya ait olan Barnholm adası yakınlarında, denizin yaklaşık 100 metre kadar altında gerçekleşti. Patlamalar sonucunda Kuzey Akım 1’in paralel giden iki hattı da, Kuzey Akım 2’nin ise iki hattından biri ciddi hasar gördü.

Kuzey Akım boru hatlarında yaşanan patlama sonrası deniz yüzeyinde bu görüntü (sağdaki) oluştu.

Alman güvenlik yetkilileri patlamaların her birinin 500 kg TNT’ye eşdeğer büyüklükte bombalarla düzenlendiğini hesapladıklarını açıkladı. Bu patlayıcılar boru hatlarına muhtemelen ya bir denizaltı, ya insansız bir denizaltı aracı (denizaltı drone’uyla) ya da bu konuda eğitimli profesyonel dalgıçlarca yerleştirildi. Patlayıcıların büyüklüğü ve operasyonun çapı, arkasındaki gücün terörist bir örgüt değil bir devlet olduğunu göstermektedir. Terörist bir örgütün herhangi bir devletin istihbaratına yakalanmadan böyle bir eylem gerçekleştirebilmesi mümkün değildir.

Normalde o saatler öncesinde patlamanın gerçekleştiği yerlerde kimlerin faaliyetlerde bulunduğunu tespit ederek suçlunun hemen bulunabileceğini düşünebilirsiniz. Ama patlayıcıların belki haftalar, hatta aylar önce yerleştirilmiş olması ve “uygun görülen” bir anda uzaktan patlatılmış olması çok yüksek bir ihtimal… Bu nedenle Alman istihbarat servisi BND’nin 1 Ocak 2022’den itibaren Baltık Denizi’ndeki tüm hareketleri mercek altına alacağı açıklandı.

Batılı yayın organlarında sabotajın arkasında “olağan şüpheli” olarak en fazla bahsedilen ülke Rusya… Kremlin bu ithamı kesinlikle reddetmekle kalmıyor olayın arkasında ABD’nin olduğunu iddia ediyor. Sosyal medyada sıkça bahsedilen bir diğer ülke Ukrayna… (Tabii bir de hemen her “gizemli” olayı tertiplemek konusunda kimi çevrelerin gedikli “olağan şüphelisi” olan, komplo teorilerinin vazgeçilmez aktörü İsrail’in Mossad’ı var.)

Almanya Başbakanı Olaf Scholz, Almanyanın Rusya ile Kuzey Akım 2 boru hattı projesini Moskovanın doğu Ukraynadaki iki ayrılıkçı cumhuriyeti resmen tanımasının ardından bir sonraki duyuruya kadar durduracağını söyledi.<br />Berlinde gazetecilere konuşan Scholz, boru hattı için sertifikasyon sürecinin askıya alınmasını istediğini söyledi.<br /> Scholz, Bu kulağa teknik geliyor, ancak boru hattının sertifikasyonu olmaması için gerekli idari adımdır ve bu sertifika olmadan Kuzey Akım 2 çalışmaya başlayamaz" dedi.<br /> Scholz, Rusyanın Ukraynadaki eylemlerine yanıt olarak daha fazla yaptırımla karşı karşıya kalabileceği konusunda uyardı.<br /> "Daha fazla önlem alınırsa uygulayabileceğimiz başka yaptırımlar da var, ancak şimdilik çok somut bir şey yapma meselesi" diye konuşan Scholz, Rusya ile Batı arasında diyaloğun devam etmesi için de çağrıda bulundu.<br /> İnşaatı kısa süre önce tamamlanan ancak henüz işletmeye alınmayan 10 milyar avroluk boru hattının Rusyadan Avrupaya yılda 110 milyar metreküp doğalgaz taşıması planlandı.<br /> Boru hattının Moskovanın Avrupa üzerinde siyasi koz kullanmasına olanak sağlayacağını iddia eden Batılı ülkeler ve Ukrayna ile önemli bir çekişme noktası oldu. Ancak Almanya şimdiye kadar projeyi sürdürmekte ısrar etti ve Kremlin enerji kaynaklarını siyasi bir silah olarak kullanmayı reddetti.<br /> (Haber: Nurdan Mısırlıoğlu - Ajans Bizim)<br /> (Fotoğraf: Nord Stream - Depo Photos)

Kuzey Akım 2 hattının inşa sürecinden… Çelik borunun duvarları 4,1 cm’lik kalınlığa sahip ve üzerine ayrıca 6-11 cm kalınlığında çelik takviyeli betonla kaplanmıştır. Borunun her bir kesiti 11 ton olup, üzerine beton döküldükten sonra ağırlığı 24-25 tona kadar çıkar.

Öncelikle sabotajın arkasında Rusya ve ABD’nin olduğunu iddia eden argümanları zayıf bulduğumu söylemeliyim. Deniyor ki, Rusya gaz piyasasında kaos yaratarak fiyatları yükseltmek ve bu tür saldırılar düzenleyebilme kabiliyeti olduğunu göstererek Batılıları korkutmak için bunu yaptı. Rusya’nın fiyatları yükseltmek için boru hatlarının vanalarını kapalı tutması yeterken kendi hatlarına nasıl, ne zaman ve hangi maliyetle tamir edilebileceği belirsiz bir hasar vermesi akla yatkın değildir. Keza diğer boru hatlarını vurabileceğini gösterebilmek için kendi boru hattına ağır hasar vermesi de, birine gözdağı vermek için kendi ayağını vurmaya benzemektedir ki bunun yıldırılmak istenen kesimlerde asıl Rusya’nın bir zayıflığı olarak algılanacağını tahmin etmek zor değildir.

Sabotajın arkasında Rusya’nın olduğunu düşünenlerin sunduğu en gerçekçi argüman bunu Moskova’nın doğal gaz akışını durdurduğu için ileride karşılaşacağı tazminat davalarından kurtulmak maksadıyla yaptığı şeklindedir. Boru hatları çalışamaz şekilde zarar gördüğü için artık Rusya bu davalarda doğal gaz akışını durdurmasına yol açan “mücbir sebep” (fors majör) bulunduğunu belirtebilecek konumda olacaktır. Şahsen bu argümanı da şu bakımdan ikna edici bulmuyorum: Hatların yeniden işler hale gelmesi için Gazprom’un belki bir kaç milyar dolar masraf yapması gerekecektir. Öte yandan hatların bu şekilde devre dışı kalmış olması Avrupalı müşterileri başka seçenekler için uzun vadeli anlaşmalar yapmaya teşvik edecektir. Neticede Moskova’nın bu işten göreceği zararın mahkemelerde ödemek zorunda kalacağı tazminattan daha az olacağını kim söyleyebilir?

Almanya’nın Lubmim bölgesinde bulunan Kuzey Akım 2 doğal gaz boru hattının istasyonlarından biri…

Sabotajın arkasında ABD’nin olabileceğine dair argümanlar da zayıftır: Halihazırda Batı kampında Rusya’ya karşı hiçbir çatlama görülmemektedir. Washington çok güçlü istihbarata sahip ülkelerden biri olan Almanya’nın nihayetinde sabotajın arkasında kendisinin olduğunu keşfetmesi halinde iki ülke ilişkilerinin tamir edilmesi zor bir şekilde yara alacağını gayet iyi bilir. Bu kadar büyük bir riski almasını gerektirecek bir nedenin ortada bulunduğundan bahsetmek güçtür. Almanya’nın Rus doğal gazına bağımlılığının azaldığı oranda ABD LNG’si satın alacağı doğrudur ama ABD’nin kendisini buna mecbur bırakmak için sabotajlara giriştiğini anladığında bunun Berlin’de orta vadede başta güvenlik alanında olmak üzere ABD’ye bağımlılıktan kurtulmak için güçlü bir isteğe yol açacağı aşikardır. Yani Çin ile kapışma arefesinde Almanya gibi çok kritik bir müttefiki kaybetmekle karşı karşıya kalacak olan Washington’un attığı taş ürküttüğü kurbağaya değmeyecektir. Bir de şu var: Rusya zaten tüm Batı’yı kendisine karşı birleştirecek şekilde Ukrayna’da yanlış bir savaş başlatmış, Avrupa’yı zor durumda bırakmak için bizzat kendisi Kuzey Akım’ın vanasını kapatmış ve bu da Avrupa’nın ABD LNG’sine olan talebini zaten artırmışken, durduk yerde bu kadar büyük bir riski almak gereksizdir.

Öte yandan yazının girişinde bahsettiğim, Alman Der Spiegel dergisinde sabotaj sonrası yayınlanan haber analizde dünyaya duyurulan CIA’in BND’ye ilettiği istihbarat bu ihtimali daha da düşürmektedir. Düşünün ki siz çok tehlikeli bir operasyona hazırlanıyorsunuz ve bu operasyonda sizin rol aldığınızın Almanya tarafından keşfedilmesi halinde çok zor durumda kalacaksınız, buna rağmen Alman güvenlik kurumlarını alarma geçirebilecek, boru hatlarının çevresindeki tüm hareketlenmeleri çok daha dikkatle takip etmelerine yol açabilecek bir istihbaratı Berlin’le paylaşıyorsunuz. Bu hiç de akıllıca değil…

Kuzey Akım hatlarında yaşanan sabotajlar sonrası İsveç Sahil Güvenlik Kurumu tarafından paylaşılan görüntüler… BM Çevre Programı patlamaların muhtemelen şimdiye kadar kaydedilen en büyük metan salınımına yol açtığını bunun da iklime zarar verdiğini açıkladı.

Hatta ben bu hadiseden ABD’nin olaydan kendisini sıyırabilmek için özel bir gayret gösterme gerekliliğini hissettiği sonucunu çıkarıyorum. CIA, Rusya dışındaki bir aktör tarafından düzenlenecek bu saldırıyı (Alman tarafına ayrıntılarını vermediği) başka kaynaklardan da haber almış olabilir ve sabotajın detaylarını, hatta kimin tarafından gerçekleştirdiğini keşfetmesi sonrası Almanya’da “ABD bu istihbaratı kesin almıştır, bana niye haber vermedi?” şeklinde oluşabilecek istifhamı önlemek için ön almayı gerekli bulmuş olabilir. Daha basit ifade edecek olursak sanki ABD “Bu işte ben yokum, bu siz Avrupalıların arasındaki bir mesele… Bana bir şeyler çıtlatıldı, ben de sana bir şeyler çıtlattım” demeye getirmiştir.

Almanya sabotajın arkasında Rusya dışında Avrupalı bir gücün olduğunu keşfettiğinde, o devletin böyle bir operasyonu Washington’un örtülü onayı, göz yumması olmadan yapmış olabileceğine gerçekten inanacak mıdır? Muhtemelen hayır… Ama Washington’un asıl planlayıcılar arasında kesinlikle bulunmadığını göstermek için risk almış olması Berlin’in ABD’ye yönelik olası tepkilerinde muazzam bir frenleyici etki yapacağından kuşku yoktur.

Kuzey Akım 1 hattı 2011’de faaliyete geçmişti. Kuzey Akım 2 hattı ise Rusya, Ukrayna’yı işgale başladığı sırada faaliyete geçmek üzereydi. İşgal üzerine ABD Başkanı Biden ikinci hattın açılmasına artık kesinlikle müsaade etmeyeceklerini duyurdu ve Şansölye Scholz hattın açılışını süresiz askıya almak zorunda kaldı. Putin’in bu hattın bir kaç ay içinde gerçekleşecek açılışını beklemeden askeri harekatı başlatmış olması, Ukrayna işgalini ne kadar kötü planlamış olduğunu gösteren bir başka hadisedir. Putin’in diğer boru hatlarından doğal gaz akışını durdurmasının bir nedeni de Avrupa’yı Kuzey Akım 2 hattını açmaya zorlamak içindi. Rus lider Kuzey Akım 2’den her zaman gaz gönderebileceklerinden bahsediyordu. Eğer sabotaj sadece Kuzey Akım 1 hattında yaşanmış olsaydı, Rusya’nın Kuzey Akım 2 hattının açılmasını zorlamak için böyle bir eylemi gerçekleştirdiği şüphesi doğabilirdi. Evet, Kuzey Akım 2’deki hatlardan biri hala işler haldedir ama mevcut haliyle hattın Rusya’ya daha öncesinde Avrupa enerji piyasasında sahip olduğu manivela gücünü verdiğinden bahsedebilmek zordur.

İkinci olarak, Kuzey Akım 1 hattı resmen herhangi bir yaptırıma maruz değildir, bu nedenle hattın tamirine başlanması için herhangi bir hukuki engelden bahsedilemez. (Ama siyasi engeller olabilir.) Oysa aynı durum Kuzey Akım 2 hattı için geçerli değil… Kuzey Akım 2 halihazırda ABD yaptırımları altında… Ve Ukrayna meselesi çözülmeden Washington’un bu yaptırımları kaldırmasını artık kimse beklemiyor. Bu durumda hattı tamir edecek şirket bulabilmek imkansız… Yani mevcut durumda bile Kuzey Akım 1 hattının tamir edilerek işler hale getirilmesi, Kuzey Akım 2 hattının açılması ihtimalinden daha yüksek… Üçüncü olarak, Rusya Kuzey Akım 1 hattından gaz akışını geçen ay kestiği için mahkemelerde tazminat talepleriyle yüzleşecekti, aynı durum hiç faaliyete geçemeyen Kuzey Akım 2 hattı için ise geçerli değildi. (Bana sorarsanız Kuzey Akım 2’deki tek hattın sağlam bırakılması Rusya’ya yönelik şüpheleri artırmak için kasıtlı yapılmış gibidir. Kaldı ki bazı haberlere göre o hattın da zarar görmüş olma ihtimali bulunmaktadır.)

Kuzey Akım 2 hattının denizaltındaki inşa sürecinden…

Sabotaj Putin’in Avrupa’ya yönelik başlattığı doğal gaz şantajı siyasetinin etkisini azaltıcı etkide bulunacaktır. Rus liderin beklentisi, kışın Avrupa yükselen enerji fiyatlarıyla zor duruma düştüğünde Rusya’ya bazı tavizlerde bulunma kıvamına gelecek, yani Putin’in vanayı açması karşılığında Avrupa Ukrayna’yı geri adım atmaya zorlayacaktı. Oysa artık kışın Avrupa ciddi bir enerji krizi yaşarsa Putin’in çevireceği vana kalmadı. Daha doğrusu, aslında Rus liderin önünde Avrupa’ya gaz sağlayan vanalar var ama bunların en önemlileri artık Ukrayna’dan geçiyor. Bu da tabiatıyla şu demek: Avrupa’nın Ukrayna’yı istemediği tavizleri vermeye zorlayabilmesi için imkanları azaldı.

Vanayı ne zaman açacağını belirsiz bırakmak Putin’e muazzam bir manivela veriyordu. Şöyle ki, halihazırda Rus gazının alternatifi olacak LNG gibi seçenekler için uzun vadeli anlaşmalar üzerinde çalışan Avrupalı enerji şirketleri için bu durum büyük bir kabus yaratıyordu. Onlar pahalı sözleşmeleri imzaladıktan hemen sonra Putin vanaları açıp Avrupa’yı ucuz doğal gaza boğmak suretiyle kendilerinin iflasına yol açar mıydı? Artık böyle bir risk kalmadı.

Moskova’dan cepheye yakınları tarafından uğurlanan Rus askerler… Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in seferberlik ilanı sonrası silah altına alınan Rus askerleri, Ukrayna ile savaşmak üzere cepheye gitmeye devam ediyor.

Kuzey Akım hatlarının bu şekilde devre dışı kalmış olması Ukrayna’nın Rusya karşısında elini güçlendirdi. Kiev, Kuzey Akım hatlarını başından beri Berlin’in kendisini Moskova karşısında yalnız bırakması olarak gördü. (Şahsen Almanya’nın burada hedefinin başka olduğunu düşünüyorum, bunu başka bir yazımda ayrıntılı olarak anlatmıştım.) Rusya’dan Avrupa’ya Ukrayna üzerinden doğal gaz taşıyan boru hatları Kiev’e kendisinden askeri ve ekonomik açıdan çok daha güçlü olan Moskova karşısında güçlü bir koz veriyordu. Ukrayna Kuzey Akım ve TürkAkım gibi hatların bu kozu elinden alarak kendisini Rusya karşısında savunmasız bıraktığına inanıyor. Fakat tüm gücünü Rus işgaline karşı seferber etmiş olan Ukrayna’nın, kıyısı olmadığı Baltık Denizinde böyle bir sabotajı gerçekleştirebilecek imkan ve kabiliyetlere sahip olduğundan bahsedilemez.

Geçen hafta Rusya’yı Avrupa’ya doğal gaz ihraç edebilmesi için Ukrayna ve onun yakın müttefiki Polonya üzerinden geçen hatlara mecbur kılan tek gelişme Kuzey Akım hatlarının sabotaja uğraması değildi. Rus doğalgazını Karadeniz ve Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşıyan TürkAkım adlı boru hattını işleten South Stream Transport B.V. adlı Rus şirket, ihracat lisansının Hollanda hükümeti tarafından iptal edildiğini duyurdu. Bir şirket yetkilisi basına yaptığı açıklamada bunun “bir borunun hasar görmesi, gaz sızıntısı olması veya bir deprem nedeniyle boru hattının bir kısmının kopması durumunda kimsenin onarım yapamayacağı, aslında şirketin boru hattı üzerindeki operasyonel kontrolünü kaybettiği” anlamına geldiğini belirtiyor.

Ukrayna ordusunun Rusları çıkardığı Harkov bölgesindeki Verbivka köyünde bir yaşlı… Rus işgalinin yol açtığı insani dram katlanarak sürüyor.

Nükleer füze fırlatma tehditleri savuran Putin’e esaslı bir ders vermek için böyle bir eyleme imza atılmış olabilir mi? Bu sorunun cevabını bildiğimi iddia edecek değilim. Bu konuda önümüzdeki dönemde daha fazla bilgi ortalığa saçılacağı ana kadar kendi “olağan şüphelilerime” ilişkin spekülasyonlarda da bulunmak istemem. Fakat neticede karşılaşılacak senaryonun (Peyami Safa’nın Server Bedi müstear adıyla yazdığı) Cingöz Recai serisindeki bir olayı hatırlatması da olasıdır: Cingöz Recai’yi yakalamaya çalışan polis müfettişi Mehmet Rıza yakın takiptedir, hemen peşi sıra Recai’nin bindiği minibüse atlamayı başarır, artık Recai’nin kaçacak yeri yoktur. Minibüs yol alırken Mehmet Rıza, Recai’yi gözaltına almayı planlamaktadır, oysa bilmediği şey minibüsteki tüm yolcuların Cingöz’ün adamı olduğu ve Mehmet Rıza’yı kaçırdıklarıdır. Özetle, bir istihbaratçı olan Putin kendi kurduğu oyunda tuzağa düşmüş veya yenilmiş gibidir. Bu nedenle bu sabotajın gerçek faillerini uzun süre öğrenebilmek belki mümkün olmayacaktır.

Bitirirken: Tüm bunlar Türkiye’ye Batı’nın vazgeçilmez bir müttefiki olarak kabul edilmesi, Avrupa nezdinde konumunu güçlendirmesi için (ancak ayrı bir yazının konusu olabilecek) muazzam fırsatlar sunuyor. Bununla birlikte ülkenin tüm dış siyaset imkanlarını sekiz ay sonra düzenlenecek seçimler öncesinde bir kaç on milyar dolar bulma hedefi için harcamakta olan bir iktidarın bunları gerçekleştirebilecek vizyon ve kapasiteye sahip olduğundan maalesef bahsedilemez.

  • Ömer Murat, Dış Politika ve Siyaset Uzmanı, Eski Diplomat