Demokrat Parti liderliğinden bugüne: Süleyman Soylu kimdir?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun “mutat” istifa ve “görevden alma” haftalarından birini daha idrak ediyoruz. Ancak Soylu, kendi geliştirdiği mekanizmayla her istifa iddiasından sonra koltuğunu daha da sağlamlaştırıyor. Bu gücü nereden alıyor?

YAVUZ GENÇ 02 Ekim 2022 PORTRE

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu hakkında yine bir “istifa etti”, “istifa edecek”, “görevden alındı” haftası daha başladı. Bakanlık koltuğuna oturduğu günden beri hakkında sık bu tür haberler yayılan Soylu, bir keresinde gerçekten de istifa etmiş ya da affını istemişti ama olmadı.

Artık neredeyse geleneksel hale gelen “Soylu istifa etti”, “Soylu görevden alınacak”, “Soylu istifa mı etti?” temalı haberler vesilesiyle, biraz hafıza tazelememiz gerek. Zira, karşımızda her duruma göre yön değiştiren, dün “Hesap sormazsam namerdim” dediğine, günü geldiğinde “Allah şahittir ki bütün bedenim kan gölüne dönse de Erdoğan’dan ayrılmayacağım” diyerek sığınan bir isim var.

İşte, Soylu’nun Demokrat Parti liderliğinden ülkenin gelmiş geçmiş en hukuk tanımaz, en nefret edilen figürlerinden birine dönüşmesinin hikayesi…

Erdoğan ve Soylu.

SÜLEYMAN SOYLU KİMDİR?

Resmi özgeçmişine bakılırsa Süleyman Soylu, 21 Kasım 1969 tarihinde İstanbul’da dünyaya geldi.  Trabzonlu. Babası, hem eski Demokrat Parti (DP) hem de Doğru Yol Partisi (DYP) çevrelerinde tanınan bir isim olan Servet Soylu.

İstanbul Plevne Lisesi’nde başlayan ve ardından Karadeniz Teknik Üniversitesi’nde sürdürdüğü eğitimini, İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nde tamamladı. Siyasi hayatına 1987 yılında Doğru Yol Partisi İstanbul İl Gençlik Kolları’nda adım attı.

1995 yılında Gaziosmanpaşa İlçe Başkanı oldu. 1999 yerel seçimlerinde Gaziosmanpaşa Belediye Başkan adayı oldu fakat seçilemedi.

Tansu Çiler, partisi DYP’nin İstanbul İl Başkanı Süleyman Soylu ile.

1999-2002 yılları arası DYP İstanbul İl Başkanlığı görevinde bulunan Süleyman Soylu, 6 Ocak 2008 tarihinde düzenlenen kongrede -buraya dikkat- Mehmet Ağar’ı yenerek Demokrat Partinin Genel Başkanlığı’na seçildi. Soylu’nun diğer rakipleri arasında gazeteci Nevval Sevindi ve akademisyen Çağrı Erhan da vardı. Soylu’nun talebiyle 16 Mayıs 2009’da yapılan kongrede genel başkanlık görevi sona erdi.

İÇ ÇAMAŞIRI FATURASINI PARTİYE ÖDETMİŞTİ

Süleyman Soylu, Demokrat Parti liderliği sırasında yaptığı harcamalarla da gündeme gelmişti. Soylu’nun DP’nin başındayken iç çamaşırı parasını dahi partiye ödettiği açıklanmış, o dönem DP Genel Muhasibi Özden Özbilun, “İç çamaşırlarının parasını bile partiye ödettirdi, 15 ayda 12 milyon lira harcadı” demişti.

Özbilun, Soylu’nun 15 ayda 12 milyon TL harcama yaptığını öne sürerek, bu şikayetini tüm il başkanlarına da bir yazıyla iletmişti. Açıklamaya kızan Soylu’nun ‘basın yoluyla hakaret’ nedeniyle açtığı dava Ankara 2. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2010/8 numarasıyla görülüyor.

Mahkemeye delil olarak gönderilen faturalar arasında ayrıca, alınan bir takım vitaminler, büyük bir alışveriş merkezinden alınan çeşitli ürünler de bulunuyor.

ERDOĞAN’A DEMEDİĞİNİ BIRAKMADI

Süleyman Soylu, Demokrat Parti (DP) Genel Başkanlığı yaptığı dönemde AKP ve lideri Recep Tayyip Erdoğan’a ağır eleştiriler yapmıştı. Bu eleştiri ve hatta dozajında MHP lideri Bahçeli’den geri kalır yanı yoktu. Sonra AKP’ye katıldı Soylu. Ölümüne Erdoğancı oldu. Daha doğrusu onu oynadı.

Soylu’nun Erdoğan için ifadelerden bir demet sunalım:

‘AT ÜSTÜNDE DURMAYI BECEREMEYEN BAŞBAKAN’

20 Nisan 2008: “Bu ülkenin herkese çatan ve kaos yaratan bir Başbakanı var ki, akşam evine gittiğinde karısına ve çocuklarına boynu bükük kalan esnafın, çiftçinin yerine kendini koymuyor. Kendisi evindekilerin yüzüne nasıl bakıyor. Başbakan at üstünde durmayı nasıl beceremediyse, ülke yönetmeyi de aynı şekilde beceremedi.”

‘PAÇALARINDAN YOLSUZLUK AKIYOR’

10 Aralık 2008: “29 Mart yerel seçimlerinde halk AKP hükümetine sarı, DP ise kırmızı kart gösterecek. AKP hükümeti, yanlış ekonomi politikası sonucu bayramları da millete zehir etti. İnsanlarımız gülmeyi unuttu. Beceriksizlik ve yetersizlikle, Türkiye’yi krizle karşı karşıya bıraktılar. Paçalarından yolsuzluk akıyor. Türkiye’de ihale ve yandaş belediyeciliği yapılmaktadır.”

‘BOYAN DÖKÜLDÜ TAYYİP ERDOĞAN’

31 Aralık 2008: “Çeviriyorsun, boş geliyor. Bir daha çeviriyorsun, pas geliyor. Günlerdir, Filistin’de Müslüman kardeşlerimizin yaşadığı acılar ciğerimize saplandı. Sen Olmert’le görüşüyorsun, ertesi gün bu katliamlar oluyor. Ey Recep Tayyip Erdoğan, boyun eydin, emir eri oldun, milletin ümitlerini boşa çıkardın. Boyan döküldü Tayip Erdoğan.”

‘ERDOĞAN RANTIN BABASINI GETİRDİ’

25 Şubat 2009: “Yolsuzluklarla mücadele edeceğim diyen hükümet, Türkiye’yi yolsuzluk çukuru içine batırdı. Tüyü bitmemişin hakkını yedirmeyeceğim dediler. Her gün tüyü bitmemiş yetimin üzerinden siyaset yapıyorlar. Bu ülkeyi rant ülkesi yapmayacağım dedi sayın Başbakan, rantın babasını getirdi. Bunlar yarım doktor, yarım hoca.”

‘KENDİNİ PADİŞAH OLARAK GÖRMEK İSTİYOR’

14 Mart 2009: “Seçim sürecinde Türkiye’de çok manidar işler oluyor. AKP mensupları uzun zamandır genel başkanları ve başbakanlarını, Başbakan da kendisini padişah olarak görmek istiyor. Ülkemizde sadaka kültürü var. Türkiye’de 3 kişiden biri fukaralık sınırının altındadır. Eleştirilmesi gerekenler insanları bu duruma düşüren hükümettir.”

‘HESAP SORMAZSAM NAMERDİM’ 

Soylu, bir konuşmasında ise AKP ve onun lideri Erdoğan’ı kast ederek, şöyle diyordu: “Eğer ben Süleyman Soyluysam, tüyü bitmemiş yetimin hakkını yiyenden hesap sormazsam namerdim.”


2010 REFERANDUMUNDAKİ PERFORMANSIYLA ERDOĞAN’IN GÖZÜNE GİRDİ

Sonra ne mi oldu? Süleyman Soylu, 2009’da DP Genel Başkanlığı’ndan ayrıldıktan sonra bir süre İstanbul’da, aralarında gazeteciler, akademisyenler, kamuoyu araştırmacıları ve siyasi analistlerin de bulunduğu “Perşembe toplantıları” yaptı. Bu toplantılarda edindiği izlenim, “Erdoğan’ın daha uzun yıllar ülkeyi yöneteceği” oldu. Bu nedenle hızlı bir manevrayla dümeni AKP’den yana kırmaya karar verdi. “Başına iş gelebileceğini” söyleyecek kadar Erdoğan’dan korkan ve uzak olan Soylu 2010 yılındaki anayasa değişikliği referandumu ile sahaya inerek “Evet” kampanyası yapmaya karar verdi.

 

 

Ama biraz tedirgindi, ya kabul görmezse? Bugünlerde lanetli ilan edip, mensuplarını akla hayale gelmedik zulümlerle inlettiği Gülen cemaatinin haber ajansında çalışan bir gazeteciye “Acaba salon toplantıları yapsam katılan olur mu?” diye sorması, tedirginliğinin yansımasıydı. Korktuğu gibi olmadı.

Ve Soylu, AKP’de.

Soylu, Türkiye’yi dolaşarak “Demokrasi Buluşmaları” adını verdiği bir dizi seminer düzenledi. Referandumdan “Evet” çıkması için canla başla çalışan Soylu, AKP’den ve onun liderinden gelen olumlu sinyalleri cebine koyup yeniden Ankara’nın yolunu tuttu. Bu sefer olmuştu, eleştirirken bile hayranlığını gizleyemediği Erdoğan’a yakın olacaktı.

AKP’DE HIZLA YÜKSELDİ

2012 yılında AKP’ye katılan Süleyman Soylu 4. Olağan Genel Kurulu’nda MKYK üyeliğine, ardından AR-GE’den sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı görevine getirildi. Daha sonra 2014 yılında Teşkilatlardan Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı oldu.

Süleyman Soylu, 25 ve 26. dönem AKP Trabzon Milletvekili, 24 Haziran 2018’de yapılan milletvekilliği genel seçimlerinde de 27. dönem AKP İstanbul Milletvekili olarak seçilmiş; 64 ve 65. hükûmetlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı, 1 Eylül 2016 tarihinden itibaren de yine 65. Hükûmet’te ve ardından 66. Hükûmette de İçişleri Bakanı olarak görev yaptı. Halihazırda 67. Hükümette de yine İçişleri Bakanı olarak görev yapıyor.

AKP Genel Başkan Yardımcısı sıfatıyla Süleyman Soylu, partinin siyaset okulunda.

YÜKSELDİKÇE “DEMOKRATLIK” BOYASI DÖKÜLDÜ

Süleyman Soylu, Erdoğan tarafından takdir gördükçe ve yükseldikçe eski günlerinden eser kalmadı. Kendine bir zamanlar “radikal demokrat” diyen Soylu, AKP’lilerle “beraber ıslandığı” yağmurları yedikçe demokratlığı bir boya gibi süzülüp gitti yüzünden. Çalışma Bakanı olduğu dönemi es geçersek Soylu, İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturup, emniyet istihbaratı, tayin yetkisini bulunca, en sert, en hukuk tanımaz bakanlarından biri olarak tarihe adını yazdırdı.

‘BEDENİM KAN GÖLÜNE DÖNSE DE ERDOĞAN’DAN AYRILMAYACAĞIM’

Soylu, 2014 yılında henüz 2 yıllık olduğu partide, Erdoğan’a bağlılığını en sık dile getiren isimlerden biri oldu. Tarihler 15 Mart 2014’ü gösterdiğinde, “‘Allah şahittir ki bütün bedenim kan gölüne dönse de Erdoğan’dan ayrılmayacağım. Ben AK Parti’ye makam için gelmedim, kendi istikbali için gelen namerttir, alçaktır, namussuzdur” diyerek gözünün yüklerde olduğunu en yüksek perdeden haykırıyordu.


 

AĞAR’A TOKAT ATABİLEN, PEKER’İN “ABİSİ” BİR BABA

Baba Servet Soylu’nun ismi sadece bu partilerle anılmıyor tabi. Mehmet Ağar’a tokat atacak kadar kendine güvenen ve “saygı duyulan” bir figür olan Servet Soylu, bugün oğlunun en büyük düşmanı olan Sedat Peker’in “abisi” konumundaydı. Ucu Tansu Çiller’e kadar dayanan tüm o eski “merkez sağ”, “sağcı mafya” resimlerinin bir yerinde Servet Soylu’nun ismi muhakkak geçiyor. “Karadeniz tipi mafya” denilen Servet Soylu’nun, ülkedeki birçok karanlık figürlerle fotoğrafı olması şaşırtmıyor bu nedenle. Servet Soylu’nun “mafyaya yakın” imajının, bugün Süleyman Soylu’nun etrafında oluşan “suçlular albümüne” geçişte rolü yadsınamaz.

Soylu’nun babası Servet Soylu, yer altı dünyasının ünlü ismi Drej Ali’nin düğününde.

BERAT ALBAYRAK’A ATILAN OMUZ VE BİTMEYEN “İSTİFA” SÜRECİ

Son yıllarda Soylu’nun birçok kez istifa ettiğine yönelik iddialar ortaya atılmıştı. Ancak Soylu, her “istifa etti”, “ediyor” haberinden sonra güç kazanmıştı. 2018 yılında Soylu, memleketi Trabzon’da yaptığı konuşmada, “Geri çekilmek de bir erdemdir. Geri adım atmak da bir erdemdir. Recep Tayyip Erdoğan’ın bir neferiyim. Hangi görevde olursam olayım Recep Tayyip Erdoğan’ın neferi olarak hayatıma devam edeceğim. Hakkınızı helal etmenizi diliyorum” demişti. Soylu’nun sözleri “istifa” olarak yorumlanmıştı. Soylu’nun sözlerinin ardından açıklama yapan Erdoğan ise “Kabine ile ilgili değişiklik söz konusu değil. Arkadaşımızın istifası söz konusu değil. Türkiye’yi troller idare etmeyecek” demişti.

Soylu’nun istifa olarak yorumlanan açıklamasının perde arkasında ise o günlerde Hazine ve Maliye Bakanı olan Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak’a kameralar önünde omuz atması vardı. Bu ilk “istifa” tartışması sonrası Soylu, aradığı desteği Erdoğan’da bulmuş, yerini sağlamlaştırmıştı. Bu “omuz atma” olayından geriye ise Soylu’nun geriye dönüp manalı manalı sırıttığı o ifade kaldı…

PANDEMİ DÖNEMİNDE GERÇEKTEN DE İSTİFA ETTİ AMA KABUL EDİLMEDİ

Koronavirüsün ülkede yayılmaya başladığı 2020 yılında, Soylu’nun, salgını önlemek için 10 Nisan gecesi 31 ilde ilan edilen sokağa çıkma yasağıyla ilgili açıklamasının yaklaşık 2 buçuk saat önce yapılması ve marketlerde yaşanan “izdiham” görüntüleri tepkilere yol açmıştı.

Soylu, tepki çeken görüntüler üzerine istifa kararını duyurmuştu ve yaklaşık 2 buçuk saat sonra Cumhurbaşkanlığı’ndan açıklama gelmişti. Açıklamada, “Bir makam sahibinin istifasını sunması kendi takdiridir, fakat nihai karar sayın Cumhurbaşkanımıza aittir. İçişleri Bakanımızın istifası kabul edilmemiştir, kendisi görevine devam edecektir” denilmişti. Soylu, istifasını açıkladığı akşam çok sayıda vatandaşın desteğini almış, AKP’li ve MHP’li seçmen tarafından kararından vazgeçmesi için kamuoyu oluşturulmuştu.


 

Bu “istifa” sürecinde Soylu adına sosyal medyada kampanyalar düzenlenmiş, “Aman bizi bırakma sesleri” en yüksek perdeden dile getirilmişti. Tabi Soylu’nun geri dönmesinde MHP lideri Devlet Bahçeli’nin desteği de etkili olmuştu. O günlerde konuşulan iddia, Bahçeli’nin, Cumhur İttifakı ortağı Erdoğan’dan istifayı kabul etmemesini talep ettiği yönündeydi.

SEDAT PEKER’İN İFŞALARI SONRASI DA “İSTİFASI” GÜNDEME GELMİŞTİ

Soylu’nun istifa edeceğine yönelik iddialar 2021 yılında da gündeme gelmişti. Hakkında yakalama kararı bulunan organize suç örgütü lideri Sedat Peker’in mafya-uyuşturucu-devlet üçgenine dair iddialarında Soylu’nun adının geçmesi üzerine muhalefetin ve kamuoyunun tepkisi artmıştı.

Peker’in ifşalarının merkezinde bulunan, uyuşturucu ticaretine yol açtığı iddia edilen ve mafya ile işbirliği yaptığı öne sürülen Soylu’nun istifa edeceği konuşulmuştu. Peker’in ifşalarının devam ettiği günlerde Soylu’nun herhangi bir açıklama yapmaması da istifa iddialarını kuvvetlendirmişti.

PARTİSİNİN SAHİP ÇIKMADIĞI SOYLU’YA BAHÇELİ KORUMASI ALTINA ALDI

Soylu hakkındaki iddialar gündeme otururken, AKP’li bakanlar ve Erdoğan’ın destek açıklamasında bulunmaması da dikkat çekiciydi. Tam da bu süreçte MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli bir kez daha devreye girerek Soylu’ya kol kanat germiş, partisinin Meclis’teki grup toplantısında bu konuyu gündeme getirmişti. Bahçeli, AKP’li bakanların dahi destek vermediği Soylu için “Hiç kimse Türkiye Cumhuriyeti İçişleri Bakanı’nın boynuna tasma geçiremeyecek, buna da hiçbir alçağın gücü ve nefesi yetmeyecek” demişti.

Bahçeli’nin açıkça Soylu’ya destek vermesi üzerine bakanlar ve sonunda Erdoğan da içişleri bakanının yanında olduğuna yönelik açıklamalar yapmıştı. Bu süreçte destek gören Soylu da “istifayı hiç düşünmedim” demek zorunda kalmıştı.

“ERDOĞAN SEÇİLİNCE BIRAKACAK” İDDİASI

Son olarak, dün düzenlenen Cumhurbaşkanlığı Kabinesi’nde “affını istediği” ve Erdoğan’ın bu talebe ne yanıt verdiğinin bilinmediği iddia edildi. Bir başka iddia ise Erdoğan’ın Soylu’nun affını kabul ettiğine yönelikti.

Soylu’nun istifa ettiğine yönelik iddialarından günler öncesinde ise İnternethaber’in sahibi Hadi Özışık “Süleyman Soylu 2023 seçimleri sonrası siyaseti bırakıyor” demişti. AKP MKYK Üyesi Şamil Tayyar da “Soylu bakanımız özel dost sohbetlerinde siyasi tek amacının, Cumhurbaşkanımızı yeniden seçtirmek, sonra siyaseti bırakmak olduğunu hep söyler” diye teyit etmişti.

“SOYLU’NUN SUÇLULAR ALBÜMÜ” OLDUKÇA GENİŞ

Sedat Peker’in, mafya, uyuşturucu, yargıya baskı, suçluların korunması ve daha birçok başka suçla ilişkilendirdiği Süleyman Soylu’nun “suçlular albümü” de yavaş yavaş oluştu. Nerede bir soyguncu, hırsız, cinayet zanlısı, uyuşturucu baronu, gangster varsa onunla fotoğrafı çıkmaya başladı. Öyle ki özellikle sosyal medyada, bir suça karışan biri ortaya çıktı mı, anında Soylu’yla fotoğrafı olup-olmadığı araştırılıyor. Ve genellikle Soylu’yla fotoğrafı da ortaya çıkıyor…

Soylu’nun “suçlular albümü”nde yok yok…

KÜFÜR, HAKERET VE TEHDİTLERİ MEŞHUR 

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu göreve geldiği günden beri, karşısında gördüğü tüm muhalif kişi ve kurumlara hakaret etmesiyle, gerektiğinde “lan şerefsiz” diye küfür etmesiyle ve olmazsa olmaz “tehditleriyle” öne çıkan bir isim. CHP Grup Başkanvekili Özgür özel’e “Lan şerefsiz” diyen Soylu, 2018 yılında ise HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ı arayıp “Size yaşam hakkı yok” diyerek tehdit etmişti. Sözcü gazetesi yazarı Saygı Öztürk’e ise “Namussuz”, “haysiyet celladı” ifadelerle hakaret etti.

POLİSE “AYAĞINI KIRIN”, MUHTARA “MAHKEME KARAR ARKAMIZDAN GELSİN” TALİMATI

Soylu’nun bir diğer özelliği ise hukuku kendisine bir ayak bağı olarak görmesi. Bunu söylemleriyle o kadar net belli ediyor ki kullandığı cümleler, iktidar destekçisi hukukçuları dahi şaşırtıyor.

Genel Güvenlik ve Uyuşturucu ile Mücadele Toplantısı’nın açılışında yaptığı konuşmada polislere uyuşturucu satıcılarının ayaklarını kırma talimatı verdiğini söyledi: “Okulun çevresinde bir uyuşturucu satıcısını gördüğümüz zaman beni ne kadar kınarlarsa kınasınlar, ne kadar eleştirirlerse eleştirsinler o uyuşturucu satıcısının ayağını kırmaya polis görevlidir. Bunun suçu neyse, 5 yıl içeride yatmaksa yatarız, 10 yıl içeride yatmaksa yatarız, 20 yıl içeride yatmaksa yatarız.”

Soylu, metruk binaların yıkılmasıyla ilgili bir açıklamasında ise muhtarlara nasıl hukuka uymamaları gerektiğini tane tane anlattı: “Geçen gün vilayetlere gidiyorum; Diyarbakır, Adana ve İstanbul da dahil olmak üzere, muhtarlarımız diyor ki ‘Efendim şurada metruk bina var burada metruk bina var. Ama mahkeme kararı var yıkamıyoruz.’ Ya arkadaş sen gece yık, mahkeme kararı bizim arkamızdan gelsin. Çünkü o bina orada durdukça orada uyuşturucu kullanılıyor. Vatandaş geliyor diyor ki muhtara ‘Bu binayı ne yapacaksın.’ Muhtar ‘mahkeme kararı var yıkamayız’ diyor. Ben de diyorum ki gece yarısı dozer gelsin yıksın kim yıktı biz nereden bilelim ya!”

Süleyman Soylu istifa eder, etmez; görevden alınır, alınmaz, bilinmez. Etmiş gibi yapıp daha güçlü de dönebilir, gerçekten ayrılıp kendini AKP sonrası için de hazırlayabilir, Erdoğan’dan sonra AKP’nin başına da geçmek isteyebilir. Bunların hepsi olası. Ancak bir gerçek var ki gün gibi ayan: Süleyman Soylu, İçişleri Bakanlığı koltuğuna oturmuş en acımasız, en hukuk tanımaz, en az demokrasiden nasiplenmiş kişisi olarak çoktan tarihe adını yazdırdı.

Her kesimin illallah ettiği Soylu, gelecekte “temiz bir sayfa” açmak istediğinde, silmesi gereken epey kayıt bıraktı arkasında…

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram