Erdoğan bu kez yanlış fişi çekti

İstanbul'u kaybetmeyi hazmedemeyen Erdoğan, İmamoğlu’nu görevden aldırıp 2023 seçimine, güçlü belediye desteğiyle girmeyi amaçlıyordu ancak galiba bu kez yanlış fişi çekti. İstanbul seçimini iptal etmenin cezasını 800 bin oyla farkla ödeyen Erdoğan, çok daha büyük bedeller ödeyebilir.

SÜLEYMAN ÖZKAYA 15 Aralık 2022 GÖRÜŞ

Aylar önce ‘Erdoğan’ın Çaresizliği’ başlığıyla bir yazı kaleme almış ve AKP liderinin siyasetten yenemediği rakiplerini yargı desteğiyle saha dışına atmayı yol haline getireceğini, yöntemin başarısız olacağını bile bile bunu yapmaya devam edeceğini belirtmiştim. Tam da bu oldu.

Gelinen aşamada Erdoğan’ın içinde bulunduğu durum çaresizlikten başka bir şey değil. Ne yaparsa yapsın seçimi alma ihtimali çok düşük. Her hamlesinde bir hikmet arayanlara bakmayın. Çaresizlikle önündeki bütün tuşlara basmaya çalışırken kendisini imha edecek düğmeye bastı. Ve yanlış düğmeye bastığını göremeyecek kadar panik halinde ve stratejik okumadan yoksun durumda.

Artık biliyoruz. Erdoğan yargı, polis, MİT ve bürokrasi kanalıyla Cumhur İttifakı dışındaki partileri dizayn etmeye çalışıyor. Daha önce de elindeki bürokrasi ve istihbarat gücünü kullanarak 2011 yılı seçimlerinde MHP’yi devre dışı bırakmaya çalışmış, CHP seçmeninin stratejik oy kullanmasıyla MHP’nin baraj altında kalması önlenmişti.

ERDOĞAN’IN DİĞER PARTİLERİ DİZAYN ETME ÇABASI

Sonra Meral Akşener’in MHP Genel Başkanlığı’na seçildiği kongreyi yargı kararıyla işlevsiz hale getirdi. Bahçeli, bunun karşılığı olarak Erdoğan’a tek adamlık yolunu açan Anayasa değişikliğinin yapılmasını sağladı ve Saray’a ‘siyasi yaver’ olarak atandı. Erdoğan, istihbaratı kullanarak CHP eski lideri Deniz Baykal’ı siyasetten tasfiye edecek hamleyi de yaptı. Tarihin ironisine bakın ki Erdoğan’ın kaset tezgahı ile siyasetten devre dışı bıraktığı Baykal’ın kızı bugün Erdoğan’ı destekliyor.

Başka siyasi partilere yönelik girişimleri hiç durmadı AKP liderinin. Saadet Partisi’ndeki girişim partinin bölünmesiyle sonuçlandı, Fatih Erbakan yeni parti kurdu. Aynı şey Büyük Birlik Partisi için de geçerli. Mustafa Destici’nin kapağı Saray’a atması sonrası Remzi Çayır ve BBP’nin eski yöneticileri parti kurarak siyasete katıldı.

KAFTANCIOĞLU VE İMAMOĞLU’NA KİNLİ

Yargı kanalıyla İstanbul Büyükşehir Belediyesi seçimlerine yaptığı müdahale sonrasında siyasi hayatının en büyük yenilgisini alması bile aklına başına getirmeye yetmedi. İBB seçimlerini kaybettiren kişileri, CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu ve İBB Başkanı Erkem İmamoğlu’nu hedefe koydu. Polis, bürokrasi, MİT ve hatta Taksiciler Odası’nı bile devreye sokarak İmamoğlu’nu engellemeye çalıştı. İmamoğlu’nun yapacağı hizmetleri sadece yavaşlatabildi. İBB’nin, AKP’nin oy deposu olarak görülen fakir mahallelere ulaşmasını engelleyemedi. Bu mahallerde ‘AKP giderse yardım kesilir’ propagandası devre dışı kaldı. Bu durum, Erdoğan’ın yıllar üzerinde siyaset yaptığı halının yavaş yavaş ayağının altından kayması demekti.

Başından bu yana biliyoruz ki Erdoğan, cumhurbaşkanlığı seçimindeki rakibini kendisi belirlemek istiyor. Erdoğan’a göre seçilmesini sağlayacak aday Kılıçdaroğlu. HDP’nin kırmızı ışık yaktığı Mansur Yavaş’ın adaylık ihtimalinin düşük olduğunu bildiği için bütün hamlelerini İmamoğlu üzerine oynadı/oynuyor. Devletinin bütün kurumlarını arkasına alarak İmamoğlu’nu siyaseten yok etmek için mücadele veriyor. İktidarın ‘hukuk arkadan gelsin’ diyen bakanı Süleyman Soylu, mesaisinin büyük bir kısmını İBB’ye ayırdı. Müfettişler gönderdi, işe alınan kişilerin ikinci, üçüncü derece akrabalarıyla ilgili iddialar yüzünden, yüzlerce belediye çalışanını ‘terörist’ ilan etti. İstanbul’a alınacak belediye otobüslerine bile izin vermeyen Erdoğan, Taksiciler Odası üzerinden ildeki taksi sorununun çözümünü bile engelledi.

SONUÇ ALIR MI?

Peki Erdoğan, İmamoğlu’na verdirdiği 2 yıl 7 cezadan bir sonuç alınır mı? Erdoğan’ın bu hamlesi belki hesaplarını alt üst edecek. Bir kere Erdoğan’ın korktuğu iyice netleşmiş oldu. ‘Erdoğan kaybediyor, bu yüzden yargıyı kullanıyor’ söylemi halkta bir karşılık bulacak. Kısacası Erdoğan, güçsüzlüğünü, çaresizliğini ve siyaseten yolun sonuna geldiğini ilan etmiş oldu. Geçtiğimiz günlerde sarf ettiği “Son kez oy istiyorum” ifadesi siyasi hayatının sonuna geldiğinin ilanından başta bir şey değildi. Eski danışmanı Beki’nin ifadesiyle Erdoğan seçmene sadece ‘Erdoğansız bir Türkiye’ vadediyor.

Bütün siyasi hayatını 4 ay 10 günlük hapis cezası üzerine kuran Erdoğan, bir yargı darbesiyle en güçlü rakibini ekarte etmekle meşgul. Başarılı olur mu? Yargı tamamen elindeyken “hayır” demek zor. Zira yüksek yargı süreçlerini “hamlemizi yapar, bu işi bitiririz” diyerek nasıl hızlandırdığını daha önce görmüştük.

Erdoğan hamlesini yaptı. Şimdi sıra altılı masa başta olmak üzere muhalefette. 6’lı masa liderleri, İmamoğlu’nun cumhurbaşkanı adaylığını bir an önce ilan ederek Erdoğan’ı kendi kazdığı kuyunun dibine göndererek hamleyi boşa çıkarabilir.

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram