‘Borsa Kralı’ Nasrullah Ayan: Türkiye’nin şansı, hadi kara para demeyelim, gri para

‘Borsa Kralı’ Nasrullah Ayan Kronos'a konuştu: Bakan Nebati ‘Çantalarla 17.5 milyar dolar geldi’ dedi. Bu çok ciddi bir rakam. Dışarıda başınıza iş açar. Bu gri para… Hadi kara para demeyelim.

HİCRAN AYGÜN 26 Ağustos 2022 SÖYLEŞİ

‘Borsa Kralı’ Nasrullah Ayan, Cumhuriyet tarihinin en yüksek net hata noksan rakamının iktidarın bilgisi dahilinde olduğunu söyledi. Kronos’a konuşan Ayan, 17.5 milyar dolar kaynağı belirsiz paranın kullanılmasına rağmen cari açığın da rekorlar kırdığını söyledi. 17.5 milyar doların “kara para”dan gelmesi halinde durumun vahim olduğunu belirten Borsa Kralı, “MASAK’ın bu paranın kaynağını bulmak için didik didik etmesi lazım” dedi.

Cumhuriyet tarihinin en yüksek net hata noksanı açıklandı. Ne demek bu net hata noksan açar mısınız?

Diyelim bir şirketin var ve bilanço toplamın 10 milyon lira. Bankaya gidiyorsun ve ‘Burada bir 2 milyon lira daha var ama kim gönderdi bilmiyorum’ diyorsun. Bunu bankanın ciddiye alması mümkün değil. Burada ise 17.5 milyar dolardan bahsediyoruz. Üstüne bir de Hazine ve Maliye Bakanı ‘Çantalarla 17.5 milyar dolar geldi’ dedi. Bu çok ciddi bir rakam ve ekonomide birilerine anlatılması mümkün değil. Dışarıda başınıza iş açar. Bu gri para… Hadi kara para demeyelim. Ama kara paraysa durum daha da vahim.

Nereden gelmiş olabilir bu para?

İddialar var biliyorsun… Uyuşturucu, varlık barışı ya da gurbetçilerden gelen para diyenler var. ‘Hesabını sormuyorum’ dedikleri için her halükarda gelen gri veya kara para. Bu ülkede ayrıca MASAK var. Normalde MASAK’ın bu 17.5 milyar doları didik didik etmesi lazım. Belki vergiye sokmazsın ama nereden geldiğini bilmen lazım.

Varlık Barışı ya da gurbetçilerden gelen para olsa Merkez Bankası bilmez mi?

Merkez Bankası her kuruş dövizin nereden geldiğini bilir. Nihayetinde bankalardan raporlar geliyor. Velev ki sınırlardan çantalarla geldi, Türkiye’ye döviz girişinde deklarasyon zorunluluğu var. Çünkü o parayı bozdurduğunda o deklare kağıdını sorarlar.

Sınır güvenliği diye de bir şey var. Bu bavullarla gelen paralar denetimden nasıl geçti?

Tabii ki bu parayı bu nedenle deklare etmen lazım zaten. Bence bunu devlet biliyor kaydı vardır. Günü gelip lazım olursa da devlet bunu ortaya çıkarır.

Devletin hangi kurumları?

Hazine, Maliye ve MASAK…

Net hata noksandaki paralar nerede duruyor?

Hangi bankaya geldiyse orada. Eğer nakit olarak geldiyse yine bankaya yatırılmış olması lazım. Bankalarda bunların kayıtları vardır. Farkındaysan net hata noksan, cari açığın hesaplandığı zaman açıklandı. Demek ki biz o parayı kullanmışız ve kullanmamıza rağmen cari açık bu kadar yüksek.

‘KARA PARANIN TÜRKİYE’YE GİRİŞİ SERBEST

Bankalar bunu ‘Benim kasamda nereden geldiği belli olmayan şu kadar para var’ diye mi MB’ye bildiriyor?

Giriş sebebine ad koyamadıkları bir para bu. İhracatçıysan dövizi sokarken ‘ihracat bedeli’ diyorsun, turizmciysen ‘turizm geliri’ diye deklare ediyorsun. Bunların hepsi rakamlarla görünüyor. Bir de varlık barışıyla gelen ya da hiçbir neden göstermeden getirilen paralar olabilir. Kara para olabilir. Çünkü şu anda ülkeye girişi serbest. Bu paralar da net hata noksan rakamı içerisinde anılıyor. Bu bütün dünyada böyledir. Bizde biraz ölçüsü kaçık durumda.

Bankalarda belli bir mevduatın üzerinde para çekeceğiniz zaman bir gün önceden haber vermeniz gerekir. ‘Nereden buldun’ yasası işlemiyor mu? Başta MASAK olmak üzere banka yönetimleri kişiye örneğin ‘Bu 1 milyar doları nereden buldun’ diye sormuyor mu?

Sormuyorlar, çünkü bu paralar bildirilerek getiriliyor. Bu sorular ‘sana ve bana’ sorulacak sorular. Yarın 200 bin dolar bankaya yatırmaya kalk, ‘Nereden buldun’ diye sorarlar. Şüphelenirlerse MASAK devreye girer ve bloke eder. MASAK’a daha önceden ‘A kişisinin yarın 300 milyon doları gelecek bunu inceleme dışında tut’ diyorlar. Sistem böyle işliyor.

Bu paranın zaman içerisinde sıfırlanması gerekmiyor mu?

Hayır şart değil. Parayı getiren kişi diyor ki ‘Benim Mısır’da büyükbabam vardı vefat etti…’

MASAK şimdiye kadar böyle bir paraya el koydu mu?

Hayır, bizim bildiğimiz kadarıyla yok.

‘NHT, DIŞ TİCARET AÇIĞI İLE CARİ AÇIK ARASINDAKİ DÖVİZİ DENGELER’

İktidar şu sıralar bol keseden dağıttığı parayı buradan karşılıyor olabilir mi?

Hiç ilgisi yok. Bu paralar tamamen bütçe içerisinde dağıtılan bir para. Diyelim ki KYK borçları sıfırlandı. Bankalara KYK borçları karşılığında Hazine’den para verildi. Bu bütün kayıtlarda yer alır. Zaten bütçe açığı veya bütçe fazlası böyle oluşur. Net hata noksanın ilgimizi çeken kısmı dış ticaret açığıyla, cari açık arasında dövizin dengelenmesidir. Net hata noksan kalemi varsa, bir yerlerde kayıt altında demektir. O parayı kim getirmişse o kişiye Türk Lirası karşılığı ödenmiştir. Hibe edilmiş bir para değil yani…

Enflasyon konusuna dönelim biraz da… TÜİK’in açıkladığı enflasyonla STK’ların açıkladığının arasında büyük bir fark var. Sizce hangisi doğru?

TÜİK’in saklayamadığı bir ÜFE (üretici fiyat endeksi) rakamı var. Eğer TÜİK’in açıkladığı ÜFE ve TÜFE (tüketici fiyat endeksi) doğruysa çok muhteşem bir kapitalist sınıfımız var demektir. Çünkü kapitalistler 36 aydır zararına çalışıyor demektir. ÜFE ile TÜFE arasında 60 puan fark var. Bu anormal bir durum… İki endeks arasında bu kadar fark varsa sermaye sınıfı ceplerinden ödüyor, halka yansıtmıyor demektir. Bunu nereden anlıyoruz. Büyük şirketlerin karları 5 ila 45 kat artmış. Demek ki bunlarda üretici fiyatlarını yansıtmamak gibi bir şey söz konusu değil. O zaman TÜİK yanlış hesaplıyor demektir. Temmuzda TÜİK’in ÜFE rakamı yüzde 145, TÜFE rakamı yüzde 80, ENAR’ın TÜFE rakamı yüzde 176. Arada 20 puan fark var. Demek ki yüzde 150 daha doğru bir rakam. Enflasyonun yüzde 80 oluşu yanlış.

‘TÜRKİYE HIZLA 80 ÖNCESİNE DÖNÜYOR’

Faiz indiriminin enflasyona etkisi olmayacak mı?

Olmayacak kışkırtacak… Aslında daha vahim bir durum var ortada. Türkiye hızla 1980 öncesine yani kapalı ekonomiye dönüyor. Türkiye’de artık serbest piyasadan bahsetmek mümkün değil. Serbest piyasadan bahsetmek için paranın fiyatının enflasyon fiyatına yakın olması lazım. Şu andan itibaren hangi iktidar gelirse gelsin hızlı olarak faizleri yükseltemeyecektir. Faizleri enflasyon seviyesine çekemez, çünkü bu çok büyük iflasları getirir. 10 yıllık devlet tahvili yüzde 14’ten işlem görüyor, enflasyon yüzde 80 diyelim… Şimdi 10 yıllık tahvili verdiğin zaman yarın iktidar değişikliğinde faizi artıramazsınız. Faizi artırırsanız bir sürü Demirbank’ınız olur. 2001 yılında Demirbank’ın elinde düşük faizli Hazine bonoları vardı. Hazine bonolarından batılmaz diye bir kural yok. Bir gecede bono faizleri yüzde 60-70’ten yüzde 400-500’lere çıktı. Hatta over night (gecelik) faizleri yüzde 7800’lere ulaştı. Bu faiz günlük yüzde 20 yapar. Yıllık yüzde 60’la kağıdınız varsa bunun karşılığında gecelik yüzde 20’yle borçlanıyorsanız batarsınız. Böyle bir faiz patlamasında devlet tahvillerinin hepsi çöp olur. Türkiye kapalı ekonomiyle serbest ekonomi arasında bocalayacak demektir.

Böyle büyük bir krizde bankalar nasıl kar edebiliyorlar?

Şöyle bir yol izlendi. Önce bankalara tahsil edemeyecekleri krediler verdiler. Krediler tahsil edilemeyince, bankaların üzerinde yük birikti. O yükü almak için de bankalara para kazanacakları bir enstrüman lazımdı. Faizler düşürüldü. MB bankalara yüzde 14’ten borç para veriyor, bankalar bunu yüzde 40-50’yle satıyor ve kar ediyor. Bankacılık yerine aracılık yapılıyor. Bu karlarla bankaların geçmiş bataklarını kapatmaya çalışıyorlar. Şu anda bankalarla sermaye transferi yapılıyor. Nitekim şirketlerde düşük faiz, yüksek enflasyon olduğu için müthiş paralar kazanıp, kar ediyor.

Bu nedenle de TÜSİAD dövizin bu kadar yükselmesine ses çıkarmıyor.

Tabii ki… TÜSİAD’ın iki eleştiri yapmasının ardından yediği fırça da o yüzden. Döviz aslında beklenen kadar yükselmedi. Sanayiciler üretim yaparken dolar 25 liraymış gibi hesap yapıyor. Dolar 18 lira olduğu sürece de stok yapıyor. Bunlar sadece döviz alınarak spekülasyon yapılır sanıyorlar. Halbuki ithalatçı bir alacaksa hammaddesini üç alıyor. O stok yaptığı sürece dolar almasına gerek yok. Dolar para olarak hammadde olarak duruyor. Zaten cari açığın patlaması fazla ithalat yapmaktan kaynaklanıyor. İhracat rekorları açıklıyorlar ama ithalat rakamlarından söz etmiyorlar.

‘DÖVİZE İHTYACI OLAN TESPİT EDİLİYOR’

Faiz düştüğü zaman dövizin yükselmesi gerekmez miydi?

Artık serbest piyasada değiliz. Kredi alırken 50 tane kağıt imzalatıyorlar. Bir de Kuran’a el basıyorsun ‘Vallahi döviz almayacağım’ diye. Hiç kimse döviz almayınca da talep oluşmuyor. Dövizi merkezi sistemle dağıtıyoruz. Her döviz almak isteyen alamıyor. Dövize ihtiyacı olanlar tespit ediliyor ve ona döviz satıyorlar.

Cumhurbaşkanının bankalara kredi faizleriyle ilgili çıkışı ne anlama geliyor o zaman?

Çok fazla da yemeyin diyor. Ekonomiyle ilgisi olmayan kararlar tek merkezden çıkıyor. Son çıkan kararnameyle ‘Tamam siz çok para kazandınız, tuttuğunuz zorunlu karşılıklar için benden 10 yıllık bono alacaksınız. Düşük faizden ben de istifade edeyim’ dediler. Hazine, bankalara ‘zorunlu karşılık’ karşılığında yüzde 14’ten 10 yıllık bonolar veriyor. Türkiye’de yüzde 14’ten 10 yıllık bono almak için aklını peynir-ekmekle yemiş olman lazım. Bankalar bu durumu istemiyor ancak yapabilecekleri fazla bir şey yok.

Türkiye’nin ekonomik krizde olmasının gerçek sebebi nedir?

Bu Türkiye’yi ucuz ve köle işçiliğine çekmek için bilerek ve isteyerek yapılıyor.

Çin de aynı şeyi yaşadı?

Ama Çin’e şimdi bir bakın. Çin yıllık gelirini 2 bin dolardan 10-12 bin dolara çıkardı. Türkiye, Çin’le değil, Bangladeş’le aynı sınıfta. Artık Türkiye’nin işi çok zor. Üretimle kalkınacak. Çünkü bizdeki sanayi de sanayi değil. Montaj sanayi. Ucuz işçilik neredeyse adamlar oraya gidiyor. Çünkü biz çok ucuz olduk. Bu Türkiye insanının köleleşmesi anlamına geliyor.

‘YASTIK ALTINDAKİ PARA OLMASA TÜRKİYE ÇOKTAN BİTMİŞTİ’

Muhalefet sürekli ‘Türkiye’nin çözülemeyecek sorunu yok’ diyor…

Bu iktidarın neden değişmesini istiyorum biliyor musunuz, biraz nefes almak için. Muhalefetin anlattığı vahşi kapitalizmin çözüm önerileri. Birinin çıkıp 5’li çeteyle ilgili ‘Devlette devamlılık esastır’ cümlesi tüm bunların devam edeceği anlamına gelir. Türkiye’nin en büyük şansı gri ekonomisi. Türkiye’de Allah’tan insanların yastık altı dövizi ve altını var. Bunlar olmasa Türkiye çoktan bitmişti. Tarıma dayalı kalkınma bile zaman gerekiyor. ‘Hadi domates ekelim’ desen en az bir yıl alır. Ben gözümü açtığımda Türkiye 1 numaralı mercimek ihracatçısıydı. Şimdi 1 numaralı mercimek ithalatçısı. Kanadalılar geldi numune diye mercimekten tohum aldı. Şimdi biz Kanada’dan mercimek alıyoruz.

İktidar 6 milyon kişinin 30 milyarlık borcunu da ödeyecek. Bundan sonraki seçim planları ne olabilir?

İnsanlara önce icralar gönderdiler, şimdi seçim yatırımı yapıyorlar. Bundan sora KHK’lıların ve EYT’lilerin durumunu halledebilirler. Zaten ayda 10 milyon kişiye ayda 1000 lira veriyorlar. Kemik bir kitle bu. 6’lı masanın seçimi çantada keklik olarak görmesi yanlış. Neticede adamların elinde iktidar var.

Türkiye’de bu kadar para var mıydı?

Para dediğin nedir ki basarsın olur biter. Parayı isteyene krediyle verirsin sonra o mevduat olarak geri döner.

Dezenflasyonu tetiklemez mi bu durum?

Şimdi tabii orada ‘küçük’ bir sorun var… Bir de bunların ellerinde rezerv para olsa yakmışlardı ortalığı. ATM’lerden çektiğiniz paralara bakın hepsi yepyeni. Artık para basmaya da gerek yok. Bilgisayarlar yapıyor bu işi… Türkiye hiperenflasyona doğru gidiyor.

Bir de Rusya-Ukrayna savaşından kaynaklanan enerji sorunumuz var. Cumhurbaşkanı Ukrayna ziyaretinin ardından ‘Kışa hazırız’ dedi.

Avrupa enerji krizi yaşıyorsa, Türkiye’de kış çok soğuk geçecek demektir. Ama insan merak ediyor, bu açıklamadan sonra Putin’e ve Araplara ne veriliyor diye. O toplantıların içeriğinden haberimiz olmadığı için tam olarak nelerin vaadedildiğini de bilmiyoruz.

Son olarak borsada işlem gören kağıtlarla ilgili yaptığınız yorumlar manipülasyon değil mi?

Bu ülkenin Hazine ve Maliye Bakanı ‘Borsaya gelin’ deyince manipülasyon olmuyor da benim ki mi olacak? Ben yatırımcıyı korumak için söylüyorum. Şöyle düşün SPK Başkanının 180 milyon doları ve 5 yıldızlı otelinin olması ne demek? Bir 5 yıldızlı otel 50 milyon dolar. Bildiğim kadarıyla bu iddiayı tekzip de etmedi. Ben yatırımcıyı yeni çıkan kağıtları almayın diye uyarıyorum. Çünkü o şirketlerin halka nasıl açıldıkları ve gelecekleri belli değil.

Sizce Türkiye krizden kısa vadede nasıl kurtulur?

Asiye daha çabuk kurtulur…

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram