Erdoğan’a ‘Sinan Ateş’ tepkisi: Sen bostan korkuluğu musun?

Sinan Ateş cinayeti için Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen İYİ Parti lideri Akşener, "Bu devletin içinde neler dönüyor? Sen bostan korkuluğu musun Sayın Erdoğan? Kendine gel" ifadelerini kullandı.

Zafer YILMAZ 25 Ocak 2023 GÜNDEM

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, partisinin TBMM Grup Toplantısında konuştu.

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, Ankara’da öldürülen eski Ülkü Ocakları Genel Başkanı Sinan Ateş cinayetinin yargı marifetiyle örtbas edilmeye çalışıldığını belirterek, Cumhurbaşkanı Erdoğan’a seslendi. “Sen bostan korkuluğu musun Sayın Erdoğan?” diye soran Akşener, “Bu nasıl bir yargı sürecidir? Bu nasıl bir hukuk devletidir?” dedi.

Partisinin haftalık grup toplantısında konuşan İYİ Parti lideri Meral Akşener, gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasının önemli bir bölümünü Sinan Ateş cinayetine ayıran Akşener, “Bildiğiniz üzere, 30 Aralık Cuma günü Başkent Ankara’mızın göbeğinde gencecik bir akademisyenimize, Ülkü Ocakları eski Genel Başkanı Sinan Ateş’e karşı aşağılık bir suikast düzenlendi. Daha önce de bu kürsüden dile getirdiğim gibi, ilk günden beri yakından takip ettiğim bu elim olaya Ateş ailesinin talebi üzerine siyaseti bulaştırmak istemedim. Güvenlik güçlerimizin olayın aydınlatılması için ellerinden geleni yapacağına inandım. Bengisu ve Banu Çiçek kızlarımızın göz yaşlarının yüzü suyu hürmetine, devletin devletliğini, yargının da sorumluluğunun gereğini yapmasını bekledim. Ancak suikastin üzerinden geçen 26 günün ardından görüyorum ki; bu olay artık aileyi aşmış ve devlet yönetiminde ciddiyetin ne denli kaybolduğu bir kez daha gözler önüne serilmiştir” diye konuştu.

‘TOPLUM VİCDANLI ŞAİBELİ ADIMLARLA YARA ALDI’

“Ülkemizde can güvenliğinin hukukun ve adaletin ne denli tahrip edildiği bir kez daha karşımıza çıkmıştır” diyen Akşener, “Devletin dört bir yanını saran mafyalar, simsarlar, tefeciler, uyuşturucu kaçakçıları gün gibi ortalığa saçılmıştır. Düşünebiliyor musunuz aşağılık suikastin üzerinde birçok soru işareti varken toplum vicdanı atılan her şaibeli adımla yara alırken; milletimiz, devletini topyekûn göreve çağırırken; adım atan tek bir makam bile yok! Yazıklar olsun” dedi.

ERDOĞAN’A: SEN BOSTAN KORKULUĞU MUSUN

Akşener, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Sayın Erdoğan! O hâlde, ben de sana soruyorum: Senin yönettiğini iddia ettiğin ama belli ki yönetemediğin bu devletin içinde neler dönüyor? Söyler misin bu nasıl bir ciddiyetsizliktir? Bu nasıl bir yönetim boşluğudur? Bu nasıl bir lakaytlıktır? Hani Dicle’nin kenarında kurdun kaptığı koyun bile senin mesuliyetin altındaydı?… Madem öyle mesuliyet senin Sayın Erdoğan! Dicle’nin kenarında değil, başkentin göbeğinde aşağılık bir suikastle bir vatan evladına kıydılar! Üstelik bunu, herkesin gözü önünde yaptılar! Ve şimdi de devletin gücünü kullanarak gerçek failleri örtbas etmeye çalışıyorlar! Her zaman olduğu gibi yine savcılar değişiyor! Her zaman olduğu gibi yargı yine bir sopa olarak kullanılıyor! Her zaman olduğu gibi yine bir katil dışarıda geziyor! Sen bostan korkuluğu musun Sayın Erdoğan? Kendine gel! Bu nasıl bir yargı sürecidir? Bu nasıl bir hukuk devletidir? Bu nasıl bir devlet yönetimidir?Biliyorum, sen kerim devlet anlayışımızdan nasibini alamadın. Görüyorum, milletimizden de koptun gittin. Ama artık maneviyatını da mı unuttun Sayın Erdoğan? Vicdanını da mı unuttun? Ahireti de mi unuttun?”

‘BENGİSU’YA, BANU ÇİÇEK’E BORCUN VAR SAYIN ERDOĞAN’

“Bengisu’ya, Banu Çiçek’e Ayşe Ateş’e borcun var sayın Erdoğan. Seçmeninin senelerdir sana oy verip seni ayakta tutan seçmeninin yeğeninin katilini bulmak devlet başkanı olarak görevin sayın Erdoğan. Bu görevini yerine getireceksin Erdoğan. Ben başkasını bilmem Sayın Erdoğan, 208’de yapılan seçimler sonrasında bu ülkenin tek hakimi sensin Sayın Erdoğan, kanun da hukuk da adalet de sensin. Onun için diyorum ki sen bostan korkuluğu musun? Görevini yerine getir Erdoğan.”

‘GERÇEKLER ORTAYA ÇIKANA KADAR PEŞİNİ BIRAKMAYACAĞIZ’

“Şimdi bizim, bu rezalete susacağımızı, çevrilmek istenen dümenleri kabulleneceğimizi, Sinan Başkan’ı unutacağımızı zannediyorsan çok yanılıyorsun! Susmayacağız! Kabullenmeyeceğiz! Unutmayacağız! Gerçekler ortaya çıkana kadar, bu olayın peşinde olacağız! Bunu da böyle bilesin.”

‘İSVEÇ HÜKÜMETİNİ ŞİKAYET EDECEĞİZ’ 

Akşener, İsveç’teki Türkiye Büyükelçiliği önünde Kur’an yakılmasını ve buna İsveç hükümeti tarafından izin verilmesini de sert bir dille eleştirerek iktidarın “dostlar alışverişte görsün” anlayışı dışında bir eylemde bulunmamasına tepki gösterdi. “Bu acizliği bir kez daha, şiddetle kınıyorum! Biz, İYİ Parti olarak bu iki yüzlülüğü reddediyoruz! İnsan haklarının şiddete, terörizme, ırkçılığa ve nefret suçuna paravan edilmesini reddediyoruz!” diyen Akşener, “İsveç’te İYİ Parti gönüllülerimizden bir grubu hareket geçirdik. Cuma günü Stokholm’deki bir yerel mahkemede failler hakkında suç duyurusunda bulunacağız. Bu nefret suçunun gerçekleşmesine yol verdiği için İsveç hükûmetini yargıya şikâyet edeceğiz. Ve nihai olarak bu davayı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin ilgili maddeleri kapsamında açacağız” ifadelerini kullandı.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

‘ENFLASYON KONUSUNDA SERİ KATİLE DÖNDÜLER’ 

“Hâlâ daha Nebati Bakan, çıkıp ‘Kasım’da enflasyonun, boynunu kırdık. Aralık’ta, belini kırdık. Şimdi devamı gelecek. Bundan sonra, enflasyonla mücadelede, en rahat alandayız’ diyor… yolunu kırdık, bacağını kırdık, şimdi neyini kıracaklar neresi kaldı? Enflasyon konusunda seri katile döndüler. Palavranın bini bir para… Hem, enflasyonla mücadeleden, söz ediyor; Hem de ‘Türk Lirası’nı, değerli hale getirirseniz; sanayi yavaşlar, işsizlik olur. Türk Lirası’nı değersiz hâle getirirseniz ise bunun tam tersi olur’ diyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Böyle bir cahillik, böyle bir iş bilmezlik olabilir mi? Hem enflasyonla mücadeleyi hem de Türk Lirası’nı değersiz hâle getirmeyi, aynı anda hedefleyemezsiniz. Birinden birini, öncelemeniz gerekir. Eğer ki, Türk Lirası’nın, değersiz olmasını savunuyorsanız; ‘Yaşasın enflasyon!’ demeniz gerekir. Ki zaten siz, düpedüz bunu savunuyorsunuz. En azından dürüst olun. Hadi, açık açık söyleyin. Hadi gidin ‘Yaşasın enflasyon!’ yazan, enflasyon canavarlı tişörtler bastırın. ‘Yaşasın yoksulluk!’ yazan, billboardlar yaptırın. ‘Kahrolsun zenginlik, yaşasın fakirlik!’ yazan broşürler yaptırın. Dürüstçe çıkın ve deyin ki; ’20 yılın sonunda, bizim, Türkiye ekonomisi için, bulduğumuz çözüm budur: Biz, milletimize, zenginliği çok görüyoruz ve ‘Yaşasın enflasyon’ diyoruz.’ Deyin de, kurtulun. İtiraf edin de, rahatlayın. Milletimize de, daha fazla bizzat kendinizin azdırdığı, ‘enflasyonla mücadele ediyoruz’ yalanını söylemeyin. Ayıptır günahtır.”

14 MAYIS YORUMU: BARİZ BİÇİMDE ERKEN SEÇİMDİR

“Biliyorsunuz, Sayın Erdoğan, seçim tarihini, 14 Mayıs olarak açıkladı. Yani, yine bir erken seçim yaşayacağız. Her ne kadar kendisi; ‘Erken seçim demeseeek…’, ‘seçimi öne almak deseeek…’, ‘seçim tarihini, güncellemek deseeek…’ diyerek, oldukça gülünç bir biçimde, lafı çevirmeye çalışsa da; bu, bariz şekilde, bir erken seçimdir! Peki, bugüne kadar biz ne zaman ‘bir an önce, seçim kararı açıklayın’ desek, ‘seçim vaktinde olacaktır’ diye bize nutuk atanlar neden şimdi seçimlere bu kadar az bir süre kala erken seçim kararı aldılar biliyor musunuz? Çünkü, gençlerden korkuyorlar! Çünkü gençlerin oy kullanmasından korkuyorlar! Çünkü gençlerin onları sandığa gömeceklerini çok iyi biliyorlar! Okulların açık olduğu bir zamanda hatta sınavların olduğu bir döneminde seçim yapmak demek; Gençlere, ‘oy kullanmayın’ demektir! Bu kadar basit.”

Takip Et Google Haberler
Takip Et Instagram